| ||
| aşk bitmedi evet aşk bitmemişti.. ama bırakıp gitti.. hiçbir neden yokken...hiç... |
| ||
1 saat öyle geçti ona baktım, baktım ve baktım... öyle güzeldi ki ahu gibi, ceylan gibiydi... hayallere kapılmıştım bile... ah bir kere elini tutabilseydim, bir kere yanına yaklaşabilseydim diye... kıpkırmızı dudakları vardı... Şimdiden kıskanmaya bile başlamıştım.... halbuki ne oluyordu ki... ama asla ve asla gidih de ona onu çok ama çok tutulduğumu söyleyemezdim... söyleyemeyecektim de.. taki kaç gün sonrasına kadar... (Şu an öyle güzel uyuordur ki... bir kiz, evet bir kez yanımda başım ucumda uyumasını görmek için nelerimi feda etmezdim ki...) Evet özlüyorum... evet çok mutluydum o zaman... çünkü dünyannı en güzel varlığına çok ama çok yakındım... kimseyi görmüyordum... aynı yerde oturuyormuşuz... ben biraz ileride... öğrendiğimde ikinci bir mutlulk oldu... halbuk sadece ablası orada oturuyormuş ve bazen oraya gidermiş... olsun, bu da yeterdi... neyseki o gün bitti ve bir sonraki günün başlamasını bekledim... o da gitmişti ve özlemiştim onu, hem de çok özlemiştim... ertesi günün gelmesin nasıl bekledim bilmiyorum... çok ama çok mutluydum gerçekten, konuşmasak bile sadece ve sadece ona bakmak öyle umut veren birşeydi ki benim için... neyseki orada olmak zorundaydı ki gitmesi gerekmiyordu... ona söyliyecektim ama ne zaman... bilmeden ertesi güne gelmiştik... | ||
| 1 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı |
| ||
sevdim... hemde çok... o kadar güzeldi ki... sattlerce bakıyordum ona... hemde usanmadan... inanın o kadar güzeldi ki tüm dünyadeki en kalın kitapların içini boşaltın, anlatmaya kalkın onu inanın o kalın kitapların hiçbiri anlatmaya yetmez... çok sevdim... 1999 yılının Ağustos ayıydı... ilk gördüğümde çok ama çok izledim onu... çok güzeldi, gerçekten çok güzeldi... hala da güzeldir tahmin edebiliyorum... o da bana bakıyordu çünkü rahatsız olmuştu heralde bakışlarımdan, ne yaptığmı anlamaya mı çalışıyordu acaba... ama olsundu... ona öyle tutulmuştum ki, o daracık yerde dünyaların tamamının sahipliğinde edinilen mutlulk vardı... onu çok sevdim.. adını bile bilmiyordum... ama onun bile önemi yoktu çünkü çok güzeldi... inanın saatlarce, günlerce, yıllarca baksanız sadece ve sadece keşke dokunabilsem dedğiniz için bakmaktan usanmazdınız... öyle güzeldi ki gözleri... simsiyah... bembeyaz yüzünde sanki zümrüt gibiydiler... çok güzeldi... onu unutmadım... unutmayacağım heralde de... unutulmaz ki... evlendi öğrendim... ben de evlendim... hatta oğlum da var ama aklımdan bir gün olsa bile çıkmadı ki... olsun anlatacağım... onu lozan kapısanda ilk gördüğümden beri güzeli öğreten, aşkı öğreten, sevmeyi öğreten onu anlatacağım... | ||
| yok Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı |
| ||
Ne geceler ne gündüzler gördüm En vazgeçilmez yeminlerden döndüm Görmedim senin gibi sevmedim hiiç kimseyi Yapayalnızım şimdi unuttum gülmeyi Sen vaktinden çok sonra gelen sevdalı bir yağmur gibisin çisil çisil gözlerimden Sen çıldırmış şairlerin titreyen mısralarında bahsettiği o perisin Pencereler önünde çürürken senden kalan çiçekler hayalin gözlerimin önünde hala ağlıyorum Pencereler önünde çürürken o güzelim yılların hayalin gözlerimin önünde bize ağlıyorum Güneş doğduğunda başka bir şehrin sabahında olacağım Her insanın bir öyküsü vardır ya benimki de böyle işte Bu sabah pencerene bak bu koca şehri sana bıraktım Başka bi şehrin sabahından başka bir dilde elveda... | ||
| yok Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı |
| Sayfa : 1 Toplam sayfa: 1 |
| Son Sayfa | |